VEKİL SORGUN'DAN DARBE KONFERANSI

VEKİL SORGUN'DAN DARBE KONFERANSI

VEKİL SORGUN'DAN DARBE KONFERANSI

VEKİL SORGUN'DAN DARBE KONFERANSI

VEKİL SORGUN'DAN DARBE KONFERANSI
28 Şubat 2020 - 23:55


VEKİL SORGUN'DAN DARBE KONFERANSI

DARBELER TARİHİ VE 28 ŞUBAT KONUŞULDU

27 MAYIS'TAN 15 TEMMUZ'A ARA DURAK: 28 ŞUBAT

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) Rektörlüğü tarafından 28 Şubat'ın yıldönümü nedeniyle konferans düzenlendi.

"27 Mayıs'tan 15 Temmuz'a Ara Durak: 28 Şubat" temasıyla gerçekleştirilen konferans AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi ve Konya Milletvekili Av. Ahmet Sorgun  tarafından verildi. Konferans öncesinde Av. Ahmet Sorgun KMÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Akgül'ü makamında ziyaret etti. Ziyarette üniversite hakkında Rektör Akgül'den bilgi alan Av. Sorgun konferans daveti için kendisine teşekkürlerini iletirken çalışmalarında da başarılar diledi.

Şehitler anısına saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başlayan ve yoğun ilgi gören konferansa KMÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Akgül, il ve üniversite protokolü, öğrenciler ve üniversite personeli katıldı.

"Darbeler ülkemizin gelişimine, kalkınmasına ve demokrasimize büyük bir zarar vermiştir"

Konferansın açılış konuşmasını yapan Rektör Akgül darbelerin verdiği zararlardan söz ederek şunları dile getirdi: "Ülkemiz tarihinde kara bir leke olarak yer edinen darbeler, ordunun sivil yönetime değişik gerekçelerle el koyma düşüncesi olarak vuku bulmuştur. Bu darbelerin bazıları amacına ulaşmış bazıları ise yalnızca bir tehdit unsuru olarak kalmıştır. Maalesef insanımız hep bir tedirginlik içinde yaşamış ve bu durum Demokles'in kılıcı gibi halkın üzerinde sallanarak özgür düşünme ve sivil yaşam hep yara almıştır. Sonuç olarak bu girişimler başarılı olsun yada olmasın bütün darbeler ülkemizin gelişimine, kalkınmasına ve demokrasimize büyük bir zarar vermiştir. Tarih boyunca savaşlar, saldırılar ve dış tehditlerle karşılaşan ve pek çok badireyi atlatan milletimiz maalesef sık sık darbe girişimlerine maruz kalmış ve dönem dönem kendi kendini yönetme yetkisinden mahrum bırakılmıştır. 1960 ve 1980 darbelerini en acı şekilde atlatan ülkemiz bu darbelerin yanı sıra 1971, 1997 ve 2007 yıllarında muhtıralarla tanışmış; son olarak 2016 yılında hain bir planın içine çekilmeye çalışılmıştır."

Rektör Akgül, konuşmasında darbelerin ülke içinde yarattığı olumsuzluklara değinerek "Son olarak 15 Temmuz 2016’da milletimiz, devletin çeşitli kademelerine sızarak geleceğimizi karartmayı göze alan, uluslararası istihbarat ve terör ağlarının yerli işbirlikçisi bu terör şebekesinin hain girişimi ile karşı karşıya kalmıştır. Çok şükür ki milletimiz; vatan sevdası, imanı ve kararlı duruşu ile bu hainlere gereken cevabı vermiş ve canını ortaya koyarak vatanını savunmayı bilmiştir. Ülkemizin tarihinde kara bir leke olarak yer alan darbelerde milleti, vatanı ve bayrağı uğruna canını veren tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, ülke olarak bir kez daha böylesine hain girişimlerle karşı karşıya kalmamamızı temenni ediyorum." şeklinde sözlerine son verdi.

Rektör Akgül'ün açılış konuşmasının ardından Av. Ahmet Sorgun konferansını vermek üzere kürsüye geldi. Sözlerine bir hikaye ile başlayan ve darbelerin Türkiye'ye zaman kaybettirdiğine işaret eden Sorgun şunları dile getirdi: "Kaplumbağa hacca gitmeye karar vermiş, demişler ki 'sen mi bu yamuk ayakların ile hacca gideceksin.' Ben hacca gitmesine giderim ama yol üzerinde  köylerdeki çocuklar beni ters çeviriyorlar, o bana biraz zaman kaybettiriyor demiş. Yaşım atmış, bu yaşıma kadar beş tane darbe gördüm. Birinci darbeyi iki yaşındayken görmüşüm. Babam o darbenin sıkıntılarını bir köy imamı olarak iliklerine kadar yaşamış, ondan dinledim. 12 Mart muhtırasını bir ortaokul öğrencisi olarak yaşadım, 12 Eylül'ü İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olarak İstanbul'da ve Konya'da iliklerimize kadar yaşadık. Arkasından 28 Şubat'ı Konya Büyükşehir Belediyesinde Genel Sekreter Yardımcısı yani bir yönetici, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve İmam Hatip Ortaokulunda kız öğrencisi olan bir veli olarak yaşadım. 2007 muhtırasını ve 15 Temmuz'u hep birlikte yaşadık."

"Egemen dünya sisteminin çizdiği sınırları aşmaya kalkarsanız ülkenizde darbe olur"

Türkiye'de 27 Mayıs'tan 15 Temmuz'a kadar yaşanan süreci 'bir seri, zincir ve bir halka' olarak tanımlayan Sorgun, darbelere bir bütün olarak bakmak gerektiğini, bunun yanı sıra darbeler silsilesini anlamak için dünyadaki yapıyı kavramanın önemli olduğunu belirterek "Eğer ülkeler ve iktidarlar olarak kendinize egemen dünya sisteminin çizdiği o sınırları aşmaya kalkarsanız ülkenizde darbe olur, genellikle de elinde silah olan asker kullanılır. Burada kullanılanın kim olduğunu değil, kullananın kim olduğunu anlamamız gerekir." dedi.

Sorgun, Türkiye'deki bütün darbelerin Anadolu insanını tasfiye etmek için yapıldığını söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti: "Her darbe ekonomimizi geriye götürür. 28 Şubat'ta onlarca banka batırıldı ve içi boşaltıldı. O günlerde bir bankada batan para Konya Büyükşehir Belediyesi bütçesinin yüz katı büyüklüğündeydi. Dış destek olmadan hiçbir darbe yapılamaz. 27 Mayıs darbesinde eften püften hikayelerle başbakan, maliye bakanı ve dış işleri bakanı asıldı ve binlerce subay, astsubay ordudan uzaklaştırıldığında görevden uzaklaştırılanların emekli ikramiyelerini ödeyecek paraları yoktu, bu emekli ikramiyelerini Amerika ödedi. Gelelim 12 Eylül'e. Beş bin gencimiz sağdan soldan öldürüldü. Sabahleyin sağcının eline verilen silah akşam solcunun eline verildi, gözümün önünde yedi tane hukuk fakültesi öğrencisi bomba atılarak öldürüldü. Darbelerin ortak özelliklerinden birisi de darbe yapılmadan önce ortam olgunlaştırılır; ortam olgunlaştırılmadan darbe yapılmaz. 12 Eylül'de her gün insanlar öldürülüyordu ve arkasında birileri vardı. Gece 3'te darbe oldu ve her yer güllük gülistanlık hale geldi. Peki bunu yapabilecek gücünüz vardı da neden daha önce önlem almadınız? Darbeyi yapan generaller dedi ki 'ortamın oluşmasını bekledik.' Yani 'asker bizi kurtar artık' denilmesini beklediler. Peki nereye gitti bu kadar terörist, nereye gitti bu kadar silah? 15 Temmuz'da ise girişimin ilk saatlerinde henüz Cumhurbaşkanımız bir açıklama yapmamışken ABD Dış İşleri Bakanlığı yaptığı açıklamada 'Taraflara itidal çağırısında bulunuyoruz' dedi. İtidal çağırısı savaş halindeki iki devlet unsurlarına yapılır. Bu ülkenin 15 Temmuz'u yaşayacağını düşünür müydünüz? Kendi parası ile kendi uçağının, tankının, topunun, helikopterinin bize, Meclise, Cumhurbaşkanlığına, Çevik Kuvvete, Özel Kuvvetlere ateş edeceğini aklınıza getirebilir miydiniz? Dünyanın bir çok yerinde bulundum, oralarda Türkiye gençlerinden beklentiler yüksek. Ne zaman yurt dışına çıksam bu ülkeye dair sorumluluklarım artarak dönerim. Tüm dünyada beklenti bizim gençlerimizde. Bizim yaşımızdakiler bazen gençlere haksızlık ediyor ve şimdiki gençleri eleştiriyor ama siz 15 Temmuz'da ezberleri bozdunuz. 16 Temmuz'da Ankara'da birçok hastaneyi gezdiğimizde gazilerin çoğunun gençler olduğunu gördük."

Sorgun, 28 Şubat'ta yaşananlar hakkında ise şunları söyledi: "28 Şubat sürecinde tüm baskılara rağmen Tansu Çiller ile Necmettin Erbakan hükümet kurdu. Erbakan'ın yaptığı ilk iş bütün gelirleri bir havuzda topladı, işçi ve memura en yüksek ücret verildi, faize giden kısmın önüne geçildi. Her şey yolunda giderken Taksim'de Erbakan tarafından cami yaptırılması teklifi ve Başbakanlıkta iftar yemeği verilmesinin üzerine Sincan'da düzenlenen Kudüs Gecesinden sonra Sincan'da tanklar yürütülerek demokrasiye balans ayarı verildi. Gazeteciler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, Danıştay, Sayıştay, Yargıtay üyeleri, üst düzey yöneticiler, müsteşarlar Genelkurmay'a çağırılarak kulağı çekildi. 28 Şubat sürecinde 12 yaşından küçüklere Kuran öğretilmesi kanunla yasaklandı, Kuran kursları kapatıldı, başı kapalı öğrenciler üniversitelerden uzaklaştırıldı, üniversitelerde ikna odaları kuruldu. Başörtüsü yasağına ilahiyat fakülteleri dahil edildi, kabul etmeyen yöneticiler istifa ettiler. Dindar askerlerin ordudan ilişikleri kesildi. Onlarca okul, vakıflar, televizyonlar kapatıldı. Sanki biz uzaydan çıkıp gelmişiz; hiç kökümüz, tarihimiz, değerlerimiz yokmuş gibi. O süreçte aslında çok güzel demokratik eylemler yapıldı. On birinci ayın on birinde saat on birde yasaklara karşı bütün Türkiye'de el ele tutuştuk, Edirne'den Habur'a, diğer taraftan Gürbudak'a kadar zincir oluşturduk. 28 Şubat sürecinde herkese baskı yapıldı ve tek bir kişiye baskı yapılmadı. Bu kişi FETÖ'dür. Herkese baskı yapılırken FETÖ'nün önü açıldı. Arananlar listesinde Fethullah Gülen olduğu halde bu şahıs şehir şehir gezerek konferanslar verdi." 

"Bütün darbeler millet egemenliğine ve  iradesine karşı yapılır"

Darbelerin dış destek olmadan yapılamayacağını vurgulayan Sorgun, "Darbelerin iyisi kötüsü olmaz, darbe daima kötüdür. Bütün darbeler millet egemenliğine ve  iradesine karşı yapılır. Millet hizaya getirmek istenir. Darbelerin bir kaybedenleri vardır, bir de kazananları. Kaybedenleri daima millettir, kazananları da egemen güçler ve onların kuklaları ile uşaklarıdır. Bunun bir istisnası 15 Temmuz'dur. 15 Temmuz'un kazananı milletimiz oldu." dedi.

Sorgun konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Atalarımız gelmiş çadırı buraya kurmuş; bu saatten sonra çadırın yerini değiştirmemiz mümkün değil. Bu coğrafya kaderimiz; bu coğrafyaya sahip çıkacağız. Biz milletimize dayanıp Allah'a güvendikten sonra kimse bizi yolumuzdan çeviremez. Kaplumbağanın dediği gibi bazıları bize ihtilaller yapıp zaman kaybettirse de bu millet adım adım hedefine ulaşacaktır."

YORUMLAR

  • 0 Yorum